| Kıssadan Hisse |
|
|
| hveli tarafından yazıldı. |
| Cuma, 10 Ekim 2008 14:18 |
|
SÖZ Hepinizden özür dileyerek yazıyorum. Köşe yazısı yazmak haddim deyil ama yüce ve engin görüşlerinize sığınarak afınızı talep ediyor buradan hem muhabbet hem istişare edelim diyorum. Biliyorsunuz benim tahsilim yok bilgim zaten ona göre ama belki bazılarınıza göre bir tek şansım var oda teknoloji ile iç içe olmam. Buradan teknolojiden bahsederken onu iyi kullanıyorum demek istemiyorum yakın olduğum için teknolojinin yanında dura dura biraz yakınlık hissettim. ben teknolojiden anlamasamda ister istemez o bana yakın duruyor. Madem öyle buradan ara sıra yazı yazacağım. Bilenleriniz bilir ben bir gökdere sevdalısıyım bazen şiirde bazen yazılarda bunu dile getirdiğim olmuştur. ama şunu açıklıkla söyleyeyim alıntı esinti olabilir onuda hoş göreceğinizden eminim. Günümüzde bazı değerler çok zaafa uğramıştır bunlardan bir tanesini bugün buradan yazmak istiyorum hepimizi ilgilendiren bu konuyu bir kıssa ile anlatayım. Yazımın başındaki söz kelimesi laf anlamında söz deyil söz verme vaad etme anlamındadır. şimdi sözle ilgili hikayemizi okuyalım Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki : Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin. Bu söz üzerine Hz.Ömer suçlanan gence dönerek : Söyledikleri doğru mu diye sorar , Suçlanan genç der ki : Evet doğru. Bu söz üzerine Hz Ömer; Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar: Bunun üzerine genç anlatmaya başlar, der ki : Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanim ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Afedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atim var ki dönen bir defa daha bakıyor, hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla çıktı , atıma bir taş, attı atim oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir tas attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret dedi. Bu söz üzerine Hz Ömer: Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam.Madem suçunu da kabul ettin dedi. Bu sözden sonra delikanlı söz alarak Efendim bir özrüm var diyerek konuşmaya başladı Ben memleketinde zengin bir insanım, babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Simdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkini zayi ettiğiniz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum der. Hz. Ömer dayanamaz der ki : Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?! Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki: Bu zat benim yerime kalır. O zat Hz. Peygamber Efendimizin (sav) en iyi arkadaşlarından daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As' dan başkası değildir. Hz.Ömer Amr'a dönerek, Ey Amr, delikanlıyı duydun der. O yüce sahabe Evet, ben kefilim der ve genç adam serbest bırakılır. Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur. Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çıkarak Genç?in gelmeyeceği, dolayısıyla Amr Ibni As'a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kani yerde kalsın istemiyoruz derler. Hz. Ömer kendinden beklenen cevabi verir der ki : Bu kefil babam olsa fark etmez cezayı infaz ederim." Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki : Biz de sözümün arkasındayız. Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür. Hz. Ömer gence dönerek derki evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı neden geldin? Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insani için pek de önemli olmayan) AHDE VEFASIZLIK ETTI demeyesiniz diye geldim der. Hz.Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As'a der ki : Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu onun yerine kefil oldun. Amr Ibni As Allah kendisinden ebediyen razı olsun, vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir, Bu kadar insanin içerisinden beni seçti. INSANLIK ÖLDÜ dedirtmemek için kabul ettim der. Sıra gençlere gelir, derler ki : Biz bu davadan vazgeçiyoruz. Bu sözün üzerine Hz Ömer : Ne oldu, biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vaz geçiyorsunuz? der. Gençlerin cevabi da dehşetlidir : MERHAMETLI INSAN KALMADI DEMEYESINIZ DIYE ... Bizim için önem arzetmeyen basit bir sözün bakın bir cennetle müjdelenmiş sahabe tarafından ne kadar önemli. Verdiği bir söz uğruna canını vermekten çekinmiyor. bu bizim bir söz karşısında nasıl olmamız gerektiğini ne kadar güzel anlatıyor. Nediyelim sözün özü insanın özüdür. " özü neyse sözüde odur" özünde ne varsa sözündede o vardır. Ne kadar bilirsen bil söylediklerin karsindakinin anlayabilecegi kadardir (H.Z MEVLANA
|
| Son Güncelleme: Perşembe, 16 Ekim 2008 14:37 |
Yorumlar