Kıssadan Hisse (Kader ve Ömür) Yazdır e-Posta
H.Veli KOCABAŞ tarafından yazıldı.   
Salı, 21 Ekim 2008 14:41

                                      KADER VE ÖMÜR

Hepimiz biliyoruz ölümsüz hiçbir canlı yoktur  kader denilen kavramda malum yaptığımız yapacaklarımızla ilgili hallerdir.

Kader konusunda bizim yani insan oğlunun ilmi seviyesi diğer konulara göre daha sınırlı olmakla beraber alimlerin söylediği sözler ışığında şukadarını bilmemiz yeterli.

Her işin hayır ve şer olduğunu bilmemiz mümkün olmamakla beraber kendi irademizle iyiyi doğruyu seçebildiğimiz nisbette Allahtan hayırlısını istemek durumundayız.

İnsan oğluna bahşedilen akıl sayesinde doğruyu bulması ve o şekilde amel etmesi emrolunmaktadır.

Aklı olmayanlar istisnadır onlara hesapta yoktur

Bunu şu misalle daha açık görmekteyiz güneşin ve ayın kendi yörüngelerinde belli bir nizamla dönmeleri halinde belli bir zamanda bilim adamları tarafından nasıl ay tutulması güneş tutulması tarihleri ile belli ise; bizlerde kendi irademizle yönümüz ve gidişimiz nisbetinde nereye nasıl gideceğimiz ay ve güneş gibi ne zaman tutulacağımız rabbimiz tarafından bilinmektedir.

Peki kötü bir şekilde gidiyorsak madem bunu rabbimizde biliyorsa neden bizi men etmiyor gücümü yetmiyor. hâşâ

Bize verdiği iradeyi, akılı,mantığımızı kullanmamızı emrediyor ve bunun içinde sınavdan geçtiğimizi sık sık hatırlatıyor.

İşte ölümde bu konunun bir parçasıdır "onlar için bir ömür tayin ettik"ayeti kerimenin maali yani bizler için belli tayin edilmiş bir zaman var.

 Ozaman işte ne yaparsanız yapın kurtuluşumuz olmayacaktır kaderdir takdirdir kurtuluşumuz yoktur.

İnancımız gereği hayır ve şer Allahtan olduğuna, hayır karşısında şükür ederek şer karşısında sabır ve af dileyerek inanmamız ve teslim olmamız gerekmektedir

Burada yine bir kıssa ile sözlerimi tamamlayayım.

Peygamberlerden Süleyman Aleyhisselama Allah tarafından bahşedilen kuşlarla rüzgarla bazı canlılar ve neslelerle konuşma izni verilmişti,

Bir gün yanında bir misafiri varken ölüm meleği azrail yanına gelir ve misafirine öyle dikkatli bakarkı misafir korkmuştur.

Azrail yanlarından ayrılınca misafir Süleyman a.s. ma  beni rüzgara emredinde çine götürüversin der. Süleyman a.s. rüzgara emreder misafirini çine gönderir.

Aradan hayli zaman geçmiştir Süleyman a.s. la Azrail tekrar biraraya geldiklerinde Süleyman a.s. Azraile sorar geçen gün benim misafirim vardı siz içeri girdiniz ve benim misafirime heybetle baktınız. bir sebebimi vardı diye sorar;Azrail evet der ben ozatın bir kaç saat sonra Çinde canını kabzetmekle emrolundum ama  o zaat burada şaşırdım acaba emri yanlışmı aldım diye hayretle bakmıştım.

Sonra çine vardım saati gelmişti emrolunan yere vardımki o zaat orada ve ruhunu orada aldım der.

Nekadar güzel kaderi ve ölümden kaçış olmayacağını anlatan bu kıssayı duyunca biz aciz halimizle şunu yapsaydık şöyle olurdu bunu yapsaydık böyle olmazdı gibi nafile sözlere yer olmadığını anlıyoruz.

Mevlam bizim için en hayırlısını versin.

Yorumlar

Lütfen yorum yazmak için giriş yapın. Eğer Üyeliğiniz yoksa ücretsiz üye olabilirsiniz.
Son Güncelleme: Çarşamba, 22 Ekim 2008 13:45