|
Ali ŞENOL tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 23 Ekim 2008 00:55 |
|
Ergenekon davası gündemi tamamen kaplarken arkalarda Anayasa Mahkemesi başörtüsü serbestîsine karşı duruşunun açıklamasını yaptı. Açıklama beklendiği gibi yine aynı kelimelerden oluşuyor. Her zamanki gibi laikliğe karşıtlık, sosyal ayrımcılık falan filan? Demokrasi ile yönetilmemize rağmen özgürlükleri kısıtlamamızda üzerimize yok. Bugünkü yaşadığımız bu durumun aynılarını Osmanlı?nın yıkılma döneminde de yaşadık. Fakat sadece tersiydi. Ama yine özgürlükler kısıtlanıyordu. Örneğin, vakti zamanında, herkesin bildiği edebiyatçılarımızdan Şinasi, Osmanlı?nın son zamanlarına rast gelmiş bir isimdir. O dönemde kendileri sakallarını kestikleri için devlet tarafından para cezasına çarptırılıp, muhtemelen de memurluk görevinden alınmışlardır. Osmanlı?nın düşüncesi sakalın sünnet olmasından dolayı bunu zaruri tutmasıdır. Fakat unuttukları bir nokta İslam?ın zorbalık dini olmadığıdır. Burada bir insanın özgürlüğü çok saçma bir konudan engellenmiştir. Dikkat çekmek istediğim bir nokta ise bu olay Osmanlı?nın son zamanlarında yaşanmaktadır. Yani bu devlet son nefeslerini böyle saçma işlere harcamıştır. Günümüz Türkiye?sinin de pek bir farkı yok. Osmanlı?ya göre demokrasi ile yönetilmek gibi bir artımız da var. Ama hala aynı tas aynı hamam. O gün sakalsıza karışılıyormuş, bugün başörtülüye karışılıyor. Ülke olarak mücadele edebileceğimiz bir sürü arena varken, biz kafalarımızı kıla, tüye, çaputa yoruyoruz. Demokrasi, eşitlik ve özgürlük üzerine inşa edilmiş bir yönetim şekli olmasına rağmen bunu kavramakta hala zorlanıyoruz. Görüldüğü üzere Osmanlı böyle lüzumu olmayan işlere kafa yorarak kendi sonunu hazırlamıştır. Biz de nefes almakta zorluk çeken bir ülke olarak, soluğumuzu insanların kıyafetlerine ve de özel yaşamlarına harcamayalım. Daha halledilmesi gereken bir sürü genel kapsamlı konu var.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 23 Ekim 2008 01:00 |
Yorumlar