| 88.8% | Turkey |
| 7.6% | United States |
| 1.2% | Germany |
| 0.4% | Ukraine |
| 0.4% | France |
| 0.1% | Georgia |
| 0.1% | Kuwait |
| 0.1% | Belgium |
| 0.1% | Netherlands |
| 0% | Switzerland |
| Bugün: | 40 |
| Dün: | 81 |
| Bu Hafta: | 121 |
| Geçen Hafta: | 582 |
| Bu Ay: | 501 |
| Geçen Ay: | 3704 |
| Toplam: | 1007140 |
| Yukarı Gökdere 'nin Sosyo Ekonomik Kalkınışı |
|
|
|
GİRİŞ Doğal güzellikleri ve sosyo-ekonomik kalkınmışlığı ile Isparta?nın ve Türkiye?nin örnek köyü olan Yukarı Gökdere, bin üçyüz elli nüfusuyla Eğirdir?den güneye doğru uzanan Boğazova Vadisi?nin en büyük köyüdür. Köyümüz, defalarca Isparta valiliği ve Eğirdir Kaymakamlığınca örnek köy seçilmiş; değişik sivil toplum kuruluşları ve Orman Bakanlığı?nca da çevreye ve ormana gösterdiği hassasiyetten dolayı ödüllendirilmiştir. Yukarı Gökdere?nin örnek köy seçilmesinin iki nedeni vardır. Bunlardan birincisi, yıllardır köylünün gayretleriyle korunagelen doğal güzellikleri, İkincisi ise köyün sosyo-ekonomik kalkınmışlığıdır. Bu yazıda, Yukarı Gökdere?yi örnek köy yapan nedenlerin ikincisi üzerinde duracağım. Ancak, çalışmadaki tek amacımın, köyümüzün örnek köy olduğunu ispat etmek olmadığını da belirtmek isterim. Şu halde, Yukarı Gökdere?nin sosyo-ekonomik kalkınmasının araştırılıp incelenmesinin, ve bundan dersler çıkartılmasının, köyümüzün bundan sonraki kalkınma sürecine rehber olabileceğini düşündüğüm için bu çalışmayı yapmış bulunuyorum. Bu arada, derin sosyolojik ve sosyo-ekonomik tahlillerin yapılması icap eden böyle bir konuda, bir Uluslararası İlişkiler öğrencisi olarak yapabileceğim analizlerin sınırlarını da baştan kabul ediyor ve bu yazının, yukarıda belirttiğim amaca yönelik atılmış bir adım olarak değerlendirilmesini istirham ediyorum. Yukarı Gökdere?nin sosyo-ekonomik kalkınmasına yoğunlaşmadan önce, kavramsal açıdan bir kaç konuya açıklık getirmemiz gerekiyor. Sosyo-ekonomik kalkınma derken neyi anlamamız gerekir ve bu kalkınmanın ölçütleri nelerdir? Öncelikle, ?sosyo-ekonomik kalkınma? kavramının kendi içinde ekonomik kalkınma ve sosyal kalkınma şeklinde iki farklı kavramdan oluştuğuna dikkat çekmek istiyorum. Kalkınma kavramını, kötü olandan iyi olana doğru bir ilerleme olarak kabul edersek, kalkınmanın olup olmadığını önceki durum ve sonraki durumu karşılaştırmakla anlayabiliriz. Kalkınmanın ölçütlerine gelince, ekonomik kalkınmanın ölçütlerini bulmak zor olmayacaktır. Köydeki insanların ekonomik uğraşları ve bununla bağlantılı olan kişi başına düşen gelir, ekonomik durumu gösteren en somut veridir. Ekonomik kalkınma ile bağlantılı olarak kullandığımız sosyal kalkınma ise biraz daha karmaşık gözüküyor. Sosyal kalkınmaya, ekonomik durumun doğrudan bir sonucu olan halkın refah durumunu dahil edebileceğimiz gibi, ekonomik durumla doğrudan ilişkili olmayan halkın eğitim durumu, kültürel durum, toplumsal ilişkiler hatta folklor gibi öğeleri de dahil edebiliriz. Görüldüğü gibi, sosyal kalkınmanın öğeleri hem çok sayıdadır hem de gözlenip ölçülmesi ekonomik kalkınmaya göre daha zordur. YUKARI GÖKDERE?NİN KALKINMASINDA ÖNCÜ İSİM: KADİR KÖKLÜ Yukarı Gökdere?nin kalkınmasından bahsederken bir girizgah yapmak gerekirse bu, rahmetli Kadir Köklü?nün hikayesi olmalıdır. Bu hikaye 1950?lerde Boğazova?da meydana gelen ?kalkınma devrimi?nin arefesinde Yukarı Gökdere?nin nasıl bir sosyo-kültürel yapı içinde olduğunu göstermesi açısından kayda değerdir. Rahmetli Kadir Köklü, 1910 yılında Yukarı Gökdere?de doğmuştur. Köklüler sülalesinin Yukarı Gökdere?deki ilk fertlerinden olan babası Haci İsa (Hacı Hese), Isparta?nın Kasımlar (Kartos) Köyü?nden Yukarı Gökdere?ye göç etmiş, burada hayvancılıkla uğraşmış ve zengin olmuştur. Takdir edersiniz ki, 1920?lerin Türkiye?sinde bir köylünün çocuğunu okutması, çok ciddi bir olaydır. Bugün geriye dönüp baktığımızda, Hacı İsa?nın hangi nedenlerle ve hangi şartlarda oğlunu okuttuğunu kestirmek zordur; ancak kabaca ifade edersek, Hacı İsa?nın ileri görüşlülüğünün, maddi durumunun yerinde olmasının ve Eğirdir eşrafı ile yakın ilişkilere sahip olmasının bunda etkili olduğunu söyleyebiliriz. Kadir Köklü?nün ilk ve ortaöğrenimi sırasında, Eğirdir?deki aile dostlarının yanında kaldığı gözönünde bulundurulursa, son faktörün etkisi biraz daha belirginleşmektedir. Bu faktörleri sıralarken, Yukarı Gökdere?nin toplumsal yapısıyla ilgili bir ayrıntıyı da atlamamız gerekir. Şöyle ki, bugünkü Yukarı Gökdere arazisini bundan 160-170 sene önce Yılanlıoğlu?ndan satın alan Mehmet Hoca, 18 yıl Konya?da medrese tahsili yapmış, ilim sahibi bir kişidir. Cumhuriyetin kuruluşuna kadar Yukarı Gökdere halkından ilim tahsil etmek için Eğirdir?deki Dündar Bey Medresesi?ne ve Aşağı Gökdere?deki hocaların derslerine devam edenlerin bulunduğu da bilinen bir gerçektir. Bu gerçekler ışığında, Yukarı Gökdere?de eskiden beri bir ?eğitim kültürünün? (veya?eğitim gönüllülüğü?nün ) var olduğu ve Hacı İsa?yı da bu atmosferin etkilediği söylenebilir. Kadir Köklü ortaokulu Eğirdir?de okuduktan sonra, Ankara Lisesi?nde tahsiline devam etmiştir. Bu lisede Oktay Rıfat ve Orhan Veli gibi Türk Edebiyatı?nın önemli şairleriyle sınıf arkadaşı olan Kadir Köklü?nün, idealist kişiliğinin bu dönemde olgunlaştığı söylenebilir. Lise Öğreniminin ardından Kastamonu?da Orman Mühendistliği okuyan Kadir Köklü, Gördes, Acıpayam ve Eğirdir?de Orman Müdürlüğü yaptıktan sonra, 1948 yılında emekli olmuştur. Bu tarihten vefat ettiği 1974 yılına kadar ise, kendisini yöresinin kalkınmasına adamış, hem Yukarı Gökdere?nin kalkınmasına öncülük etmiş hem de çevresini eğitime teşvik ederek, yıllarca Eğirdir Kemik Hastanesinde Başhekimlik yapmış olan yeğeni Rahmetli İsa Köklü?nün okumasında büyük rol oynamıştır. Aynı zamanda çocuklarını da en iyi şekilde yetiştiren Kadir Köklü?nün, İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünde Profesör olan bir kızı ve Botaş Genel Müdür Yardımcılığına kadar yükselen ama köyden hiç kopmadan halen babası gibi Yukarı Gökdere ile içiçe yaşayan ve yüreği köyünün kalkınması için atan bir oğlu vardır. YUKARI GÖKDERE?NİN EKONOMİK KALKINMA SÜRECİ Yukarı Gökdere?nin dünüyle bugünü karşılaştırıldığında, akılların almakta zorlanacağı farklar görülür. Boğazova?nın kalkınmasını makro düzeyde tahlil ederek müthiş üslupla bu kalkınmanın dinamiklerini ortaya koyan Mustafa Kocabaş, ?Gücük Değirmen? başlıklı yazısında Yukarı Gökdere?li bir köylünün 1950?lerin başındaki ekonomik durumunu bakın nasıl tasvir ediyor: ?Para dedikleri şey nerede bulunur, nasıl elde edilir?...O bir kimya formülüdür ki, çoklarının hanesinde oluşmaz. Bazıları da zorla denerler.Eşeklerine odun sarar, geceleyin dağ yolundan yürüyüp sabah vakti kasabaya (Eğirdir?e) inerler. Eşek, Pazar yerinde sırtında odunla bekler, odunu indirmek yasaktır çünkü.Saatler geçer, fiyatını soran olmaz, akşama doğru köyüne dönecek köylü yok pahasına versin diye..Öyle de olur.Akşama kadar sırtı odunlu duran eşek, o yükü Eğirdir sivrisi sırtlarındaki evlerden birinin önüne çıkarıp yıkar.Kendini kurtarıcı gibi gösteren alıcı sayesinde nihayet birazcık paraya kavuşulmuştur.O bir kaç kuruşla da ne kadar tuz, ne kadar çarıklık gön (deri) satın alınabilmişse, yine eşeğe yüklenerek geri dönülür..İşte size her safhasına ağıt yakılacak bir manzara...? Mustafa Kocabaş?ın anlattığı yıllar 1950?lerin başları, ve kendi ifadesiyle o, sefalet yıllarının sonlarına yetişmiş. Bir de bunun öncesi var ki o dönemleri birkaç kelimeyle özetlemek gerekirse yokluk, sefalet, hastalıklar, seferberlik ve bunlar yetmezmiş gibi bir de eşkıya. Yukarı Gökdere?nin eski halini kısaca tasvir ettikten sonra sosyo-ekonomik kalkınma sürecine geçebiliriz. Yukarı Gökdere?nin sosyo-ekonomik kalkınması incelenirken, ölçümü daha kolay olan ekonomik kalkınma ele alınacaktır. Ekonomik kalkınmayı ele alırken, incelemenin daha kolay ve sistematik olması için, köylünün ekonomik uğraşlarının ayrı ayrı ele alınıp değerlendirilmesinde fayda vardır. Bu bağlamda, Yukarı Gökderelilerin ekonomik uğraşları, tarım, hayvancılık, ormancılık, ticaret ve nakliyecilik olarak sıralanabilir. a. Tarım: Bugünkü Boğazova?nın suları çekilmeden önce de Yukarı Gökdereliler?in sulanabilen ve tarım yapılabilen arazileri vardı. Ancak bu arazilerde, 1943-45?den önce daha çok darı ve arpa; bu tarihten sonra ise, buğday, mısır, nohut ve fasulye ekilmekteydi. 1950?den önce buğday tarımı hemen hemen hiç yapılmamaktaydı.Bunun nedeni ise, bahar aylarında Yukarı Gökdere?nin arazilerinden göç eden Antalyalı yörüklerin hayvanlarıyla buğday tarlalarını talan etmeleriydi. Yörük göçlerinin 1950?den sonra azalmasıyla Yukarı Gökdere?de buğday ekimi çoğalmıştır. Buğdayla beraber, 1948 yılında Ali Gebiz?in bugünkü Serpil mevkine gelip mısır ekmesi ve Yukarı Gökderelileri de bu ürünü ekmeye teşvik etmesiyle mısır tarımı başlamıştır. Bunun yanında, sulanabilen arazilerde fasülye de yetiştirilmiştir. Bu dönemde köylü dışarıya sadece mısır, fasulye ve nohut satmaktaydı. Zaten halk tarımdan ziyade hayvancılıkla uğraşıyordu ve zenginliğin göstergesi de sahip olunan hayvan sayısıydı.Hayvancılıkla uğraşan köylünün büyük bölümü ekilebilen arazilerini ?ortakçıya? verirler ve elde edilen mahsülü ortaklarıyla paylaşırlardı. Köyde ilk bağ, aşağı yukarı 130 sene önce Hacı Ömer Yılmaz?ın babası Durmuş Efendi tarafından bugünkü Çiftlik Pınarı?nın alt kısımlarında? yapılmıştır. Bu bağların külleme hastalığından dolayı sökülmesiyle, köye giren yolun sağındaki arazilere ve Kırıntı Köyü yakınındaki arazilere üzüm bağları dikilmiştir. Bağlardan elde edilen üzümler dışarıya satılmadan köyde tüketilmektedir. 1970?lerde köyün hemen yarıdan fazlasının 3-4 dönüm bağı varken bugün bu bağlar çoğunlukla elma ve şaftali bahçelerine dönüşmüştür. Bugünkü elma cinsleri dikilmeden önce köydeki ilk erik, elma ve diğer meyveler de yine Durmuş Efendi tarafından dikilmiştir. Köyde kullanılan tarım araçlarına gelince, 1950?den önce tarlalar karasabanla sürülmekteymiş. 1950?de bataklığın kurumasıyla beraber bir kısım araziler karasabanla sulanamaz hale gelmiş. Bunun üzerine köyde ilk defa Halil Köklü, Abdurrahman Ağa(Topal Ağa=Abdurrahman Çevik) ve Serpeli Abidin Ağa ortakçılarına birer pulluk alıvemiş. Böylece köye ilk pulluk girmiş. 1950?den önce köyde 3 pulluk varmış. 1970?de ise köyde 70-80 pulluk, 51 kara saban, 21 adet de demir saban bulunmaktaymış.Bugün ise, Yukarı Gökdere?de yirmi yaş ve altındaki gençler kara sabanın ne olduğunu bilmemektedir. 350 hanelik Köyde bütün ailelerin pulluk, çapa, tonluk gibi tarım aletleri mevcuttur. Yine 1970 yılında köyde sadece iki traktör varken bugün, bütün ailelerin traktörü olduğu gibi, bazılarının da farklı işlerde kullanmak üzere iki traktörü vardır. Tohumların korunması ve ilaçlanması için 1964 yılında köylünün girişimleriyle devletten bir sellektör alınmış ve uzun yıllar kullanılmıştır. Ancak bugün meyvecilik dışındaki tarım yok denecek kadar azaldığından bu sellektör kullanılmamaktadır. Onun yerini, elmaların uygun standartlarda seçilmesinde kullanılan elma seçim makineleri almıştır. 1950?li yıllara yaklaşırken, Yukarı Gökdere?nin ekonomik sorunlarını teşhis eden Kadir Köklü, köyün ekonomik hayatını canlandırabilecek konular üzerinde arayışa girmiştir. Bu bağlamda bir yandan köyde pamuk, susam, çam fıstığı, Antep fıstığı gibi ürünleri yetiştirmeye çalışırken bir yandan da köydeki hayvancılığın daha modern metotlarla ve daha verimli bir şekilde yapılması için girişimlerde bulunmuştur. Köye ilk elmacılığın gelişi de Kadir Köklü?nün girişimleriyle olmuştur. Yukarı Gökdere?de bugünkü starking ve golden cinsi elma fidanlarından oluşan ilk elma bahçesini 1940?ların sonunda diken Kadir Köklü?ye o zamanlar köylünün ?bu adam deli midir ne yapacak bu kadar elmayı?? dediği yıllardır hatırlanır ve kendisi rahmetle yad edilir. Kadir Köklü?nün elmayla ilgili teşvik ve telkini köylüde hemen makes bulmamıştır. Köyde toplu elma dikimi, 1956?da Kemal Köklü ve Halil Çankaya?nın; 1957?de de Mehmet Çankaya?nın elma dikmeleriyle başlamıştır. 1960?dan sonra ise elmadan iyi bir kazanç sağlandığını gören herkes elma dikmeye başlamıştır. Böylece eskiden fasulye ekilen araziler elma bahçesi haline gelmiştir. Yukarı Gökdere?de elmacılığın artması, yeni ihtiyaçları da beraberinde getirmiştir. Bu ihtiyaçların tespiti ve gerekli girişimlerin yapılması da yine köydeki ileri görüşlü kişilerin ve köyün yetiştirdiği öncü kişilerin çabalarıyla olmuştur. 1969 yılında Dr. İsa Köklü ve Kadir Köklü?nün teşvikiyle ?Köy Kalkındırma Kooperatifi? kurulmuştur. Kooperatifin 1970?de 70 üyesi vardır ve amacı, soğuk hava deposu yapmak, arıcılığı geliştirmek, sütü değerlendirmek ve bir mağaza açmaktır. Kooperatifin ilk işi olarak Dünya Gıda Yardımlaşma Teşkilatı?nın yardımlarıyla ?konserve üretimi? için gerekli aletler köye getirilmiştir. Görüldüğü gibi, bugünün Türkiye?sinde bile rastlanması zor bir kalkınma hamlesi, 1970?lerin Yukarı Gökdere?sinde tasarlanmış; ancak köyün ve Türkiye?nin ekonomik durumu elverişli olmadığından tasarlanan girişimler o dönemde tamamlanamamıştır. Köyde ayrıca, elma dikilen arazilerin daha iyi sulanabilmesi için, ?Toprak-Su Kooperatifi? kurulmuş ve köye sulama kanallarının yapılması için valiliğe başvurulmuştur. Bunun üzerine, 1968 yılında sulama kanallarının inşaatına başlanmış, 1970?de de tamamlanmıştır. Kuruluşundan uzunca bir süre sonra, Köy kalkındırma Kooperatifi?nin yerini, 208 üyeyle kurulan ?Yukarı Gökdere Tarımsal Kalkınma Kooperatifi? almıştır. Bu kooperatif de Boğazova?da bir ilke imza atarak Yukarı Gökdere?de Soğuk Hava Deposu kurulması için çalışmalara başlamıştır. Köylünün yüksek düzeydeki katılımı ve öncülerin özverili çalışmalarıyla, Soğuk Hava Deposunun inşası için ORKÖY kredisi sağlanmış ve 1996 yılında Yukarı Gökdere Soğuk Hava Deposunun 1600 tonluk kısmı faaliyete geçmiştir. 2000 yılında 5000 tonluk kapasiteye ulaşan Yukarı Gökdere Soğuk Hava Deposu?nda, bugün sigortalı 7 personel çalışmaktadır. Kurulduğundan bugüne kadar bir yandan borçlarını ödeyip bir andan da kar eden Soğuk Hava Deposu?nun bu karı, üyelere dağıtılmak yerine yeni yatırımlarda ve köyün bayındırlık hizmetlerinde kullanılmaktadır. Bu bağlamda, 2002 yılında Tarımsal Kalkındırma Kooperatifi bünyesinde bir zirai ilaç bayii kurulmuş olup köylüye daha iyi imkanlarda ilaç temin edilmektedir. Yukarı Gökdere?nin Soğuk Hava Deposu girişimi, Boğazova?daki diğer köylere de örnek olmuş ve zamanla Boğazova?da hemen her köy kendi Soğuk Hava Deposu?na sahip olmuştur. Bunun doğrudan faydası yine Boğazova?daki elma üreticilerine olmuş, önceden çok yüksek olan depo kiraları makul düzeylere düşmüştür. Ayrıca, Toprak Su Kooperatifi, köyün ekilen dikilen arazilerinin daha iyi sulanabilmesi ve sulamada tek kaynağa bağımlılığın azaltılması için çalışmalara başlamış ve 2001 yılında Yukarı Gökdere Sulama Göleti?nin inşaatı tamamlanmıştır. Böylece, Yukarı Gökdere?nin meyve bahçeleri, Eğirdir ?den Kovada?ya uzanan sulama Kanalı?nda ortaya çıkabilecek herhangi bir soruna karşı sigortalanmıştır. Yukarı Gökdere, tarımda en son tekniklerin kullanılmasında da öncü olmuş ve 2001 yılında Isparta?da ilk defa köyümüzde Karaleke Erken Uyarı Cihazı kurulmuştur. Bu cihaz sayesinde, çiftçiler bahar aylarında karaleke tehdidinin olduğu günleri tespit edebilmekte ve bu verilere göre önlemlerini alabilmektedir. Cihazın anlık raporlarına internet aracılığıyla da ulaşılabilmekte ve bugün köyde bulunan otuza yakın internet bağlantılı kişisel bilgisayarla gelişmelerin takibi mümkün olabilmektedir.
b. Hayvancılık: Hayvancılık Yukarı Gökderelilerin eskiden beri sürdürdükleri uğraşlarından biridir. Elmacılığın yaygınlaşmasından önce halkın temel geçim kaynağını hayvancılık oluşturmuştur. Bu dönemde tarım, daha çok ortakçılık usulüyle yapılmıştır. 1970 yılı itibariyle köydeki 51 hanede toplam 460 civarında inek, 105 öküz, 3000 keçi, 2500 koyun , 60 kadar at, 7 tane de katır vardır. [8] Köye orman teşkilatının girmesiyle, köydeki koyun sayısı artmış, keçi sayısı ise azalmıştır. Elmacılığın gelişmesiyle başta Kemal Köklü, Mustafa Köklü, Hüseyin Yalçın ve Nuri Yalçın olmak üzere köyden pek çok kişi hayvancılığı bırakıp yalnız tarımla uğraşır olmuştur. Bugün ise, köyde çobanlık yapan 20 ailenin toplam 2400 kadar koyun ve keçisi vardır. Köydeki inek sayısı sabit kalmakla beraber hane sayısının 51 den 350?ye yükseldiği dikkate alınırsa bu alanda da hayvancılığın gerilediği görülmektedir. Öküz, katır ve at ise bugün bulunmamaktadır.. c. Nakliyecilik: Köydeki bir diğer ekonomik uğraş, nakliyecilik (kamyonculuk)tur. 1970 yılında köyde 19 u ehliyetli olmak üzere toplam 33 şoför vardır. Bugün ise, köyde 18 yaşını dolduran hemen her genç ehliyet almakta, ancak bunlardan pek azı bu işi geçim kaynağı olarak yapmaktadır. Nakliyecilikde de Yukarı Gökdere?de kayda değer gelişmeler yaşanmıştır. Boğazovada elmacılığın gelişmesi ve dolayısıyla nakliye ihtiyacının artmasıyla Yukarı Gökldere?deki kamyon sayısı da artmıştır. Ayrıca Yukarı Gökdere?li kamyoncular Serpe ve Kırıntı?daki meslektaşlarını da örgütleyerek 1994 yılında Yukarı Gökdere-Kırıntı-Serpe Kamyoncular Taşıma Kooperatifini kurmuşlardır. Bugün Yukarı Gökdere?de 25 kamyon bulunmaktadır ve kooperatif bünyesinde faaliyet gösteren bu kamyonlar, elma, şeftali, orman ürünleri ve Pınar Su Fabrikası?ndan su taşımacılığı yapmaktadır. d. Ticaret: Yukarı Gökdere?de halkının ticaretle uğraşması da meyveciliğin gelişmesi ile artmıştır. 1968 yılında köyde birkaç haftalığına kurulan Pazar, çevre köylerden satıcıları toplamayı başarabilmişse de sürekli olmamıştır. Son yıllarda tekrar kurulan Yukarı Gökdere Pazarına şu anda Isparta?dan bile esnaflar gelmektedir. Elmacılığın ve şeftaliciliğin gelişmesiyle meyve komisyoncularının sayısı artmış olup, bunlardan bir kısmı halen Isparta çapında elma ? şeftali tüccarlığı yapmaktadır. Bir tüccar ise, kendi soğuk hava Deposunda kiraz ve kestane işleyip ihraç etmektedir. Köyde halen iki kaynak dükkanı, üç hizar, altı market, üç kahvehane ve bir adet de petrol istasyonu bulunmaktadır. e. Ormancılık: Ormancılık da bir dönem Yukarı Gökdere?lilerin ekonomik uğraşlarından biri olmuştur. Daha önce sadece hayvanları otlatmak ve kestikleri odunu eşeklere yükleyip Eğirdir?de satmak üzere faydalanılan ormandan, 1951?de köyde Orman Bölge Şefliği?nin kurulmasıyla orman işciliği şeklinde de faydalanılmıştır. Ancak Yukarı Gökdere?liler hiçbir zaman ormanlarının kesilmesini tasvip etmemişler ve ormancılığı tek geçim kaynağı olarak görmemişlerdir. Bundan dolayı, köyün ekonomik düzeyi geliştikçe, köyden orman işçisi bulmak zorlaşmış ve çevre köylerden orman işçileri getirilmeye başlanmıştır. Bugün ise, köylü ormandan sadece, köydeki orman deposundan il dışına gönderilen tomrukların nakliyesini yaparak faydalanmaktadır. YUKARI GÖKDERE?NİN SOSYO-KÜLTÜREL KALKINMASI Yazının başında da belirttiğim gibi, sosyo-kültürel kalkınmanın gözlenip incelenmesi, ekonomik kalkınmaya göre çok daha zor ve karmaşıktır. Ekonomik kalkınmanın sosyo-kültürel kalkınmaya doğrudan etkisi, halkın refah durumunun iyileşmesidir . Ancak, sosyo-kültürel kalkınmayı sadece refah durumunun iyileşmesinden ibaret saymak da olayı basite indirgemek olacaktır. Bu noktada, sosyo-kültürel kalkınmanın diğer önemli göstergeleri, toplumsal ilişkilerin niteliği ve halkın eğitim durumudur. Yukarı Gökdere özelinde bunlardan ilki hakkında değerlendirme yapmak oldukça güçtür, çünkü Yukarı Gökdereliler, eskiden beri kozmopolit bir ortamda barış ve hoşgörüyle yaşayagelmişlerdir. Çok ilginçtir, Yukarı Gökderenin tarihinde büyük tarla kavgaları, kan davaları, kalıcı düşmanlıklar hiç görülmemiştir. Eskiden beri köylerde sıkça rastlanan kız kaçırma olayları da Yukarı Gökdere?de çok nadir görülmektedir. Yine eskiden beri Yukarı Gökdere?de doğum oranları belirli bir düzeyde kalmış, dışarıya göç çok az olmuştur. Sadece okuyup dışarda görev alanlar köyden sürekli olarak ayrılmışlardır. Bu insanlar da köydeki akrabaları ile bağlarını koparmamışlardır. Bugün itibariyle Isparta il merkezinde ikamet eden 93 Yukarı Gökdere?li aile vardır. Bu aileler köyle içli dışlı yaşamaktadırlar. Geçtiğimiz yıllarda Isparta?da ikamet eden Yukarı Gökdereliler, büyük bir dayanışma örneği göstererek, Yukarı Gökdereliler Yardımlaşma ve Kültür Derneği?ni kurmuşlar ve Isparta?da derneğe ait bir de lokal açmışlardır. Yukarı Gökdere?nin kalkınması ve tanıtılması için büyük bir özveriyle çalışan bu dernek, iki yıldır Yukarı Gökdere?den ihtiyaç sahibi öğrencilere burs vermektedir. Yukarı Gökdere?lilerin çevreciliği de sosyo-kültürel kalkınmışlığa iyi bir örnektir. Yukarı Gökdere Köyü, dünyanın en büyük Kasnak Meşesi Ormanı?nı sınırlarında barındırmaktadır. Gemi yapımında kullanılan bu ağaç, dünyada ender olarak yetişmektedir ve kerestesi çok değerlidir. Kasnak Ormanı, Kültür Varlıkları ve Doğa Koruma Genel Müdürlüğü tarafından ?Tabiatı Koruma Alanı? ilan edildiği 1987 yılına kadar, köylünün gayretleriyle korunmuş ve bugünlere ulaşmıştır. Bununla birlikte, Türkiye?deki ilk kanalizasyon arıtma tesisi Yukarı Gökdere?de kurulmuş olup, kanalizasyon atıkları arıtılarak doğaya sunulmaktadır. Yukarı Gökdere?nin sosyo-kültürel kalkınmasının en iyi göstergesi hiç şüphesiz, köydeki eğitim alanında yaşanan gelişmelerdir. 1920?lerde Kadir Köklü?nün ilk defa Eğirdir dışına çıkıp yüksek tahsil yapmasıyla başlayan eğitim atağı, Kadir Köklü?nün teşvikleriyle devam etmiş, kendisinden sonra yeğeni rahmetli İsa Köklü tıp fakültesinde okumuş, ve Eğirdir Kemik Verem Hastanesi?ne Başhekim olarak köye ve Eğirdir?e büyük hizmetlerde bulunmuştur. 1950?lerde köyün ekonomik durumunun rahatlamaya başlamasıyla, tek tük yüksekokul bitirenler olmuştur. 1960?lara gelindiğinde bu sayı biraz daha artmış köyden başta öğretmen olmak üzere, doktor, dişhekimi ve iktisatçı yetişmeye başlamıştır. 1970 yılı itibariyle köyden yetişen 4 öğretmen, 2 doktor, 1 ebe, 1 diş doktoru, 1 asistan, ve bir iktisatçı vardır.[9] 1970?ler ve 1980?ler Yukarı Gökdere?nin eğitimde büyük ilerleme kaydettiği yıllar olmuş ve bu durum 1990?larda da devam etmiştir. Bugün itibariyle, Yukarı Gökdere?den 55 öğretmen, 7 doktor, 13 mühendis, 4 Öğretim üyesi, 4 dişhekimi, 11 astsubay, 3 ilahiyatçı, 1 eczacı, 6 iktisatçı, 23 hemşire, 5 sağlık memuru, 1 avukat, 1 hakim ve 1 de savcı yetişmiştir. Yukarı Gökdere?nin 1350 nüfuslu bir köy olduğu dikkate alındığına bu rakamların önemi daha iyi anlaşılacaktır. Yukarı Gökdere?yi örnek köy yapan bir başka husus daha vardır ki o da halen üniversitede okuyan öğrenci sayısıdır. 1350 nüfusluk Yukarı Gökdere?de 2003 yılı itibariyle 53 öğrenci 4 yıllık bir fakültede öğrenimine devam etmektedir ve bunlar da dahil edilince yukarıdaki rakamlar ciddi oranda artacaktır. EKONOMİK KALKINMA / SOSYAL KALKINMA İLİŞKİSİ 1950?lerin başları, makro düzeyde Boğazova?nın mikro düzeyde de Yukarı Gökdere?nin kaderinin değiştiği yıllar olmuş. Boğazova düzeyinde değerlendirme yapıldığında, yöre için dönüm noktası, 1951 yılında Eğirdir?den Kovada Gölüne uzanan Kanal?ın açılması ve bunun sonucunda Boğazova?nın sularının çekilmesiyle bugünkü verimli ovanın oluşmasıdır. Yukarı Gökdere özelinde kalkınma ele alındığında ise, Boğazova fotoğrafıyla çelişmeyen fakat biraz daha kendine has karakteristikleri olan bir süreç gözümüze çarpmaktadır. Şöyle ki, Yukarı Gökdere, 1950 öncesinde dahi, sosyal açıdan çevresine göre gelişmiş bir düzeydedir. Bunun sayesinde, Boğazova?da ortaya çıkan kalkınma dalgasının Yukarı Gökdere?ye yansıması biraz daha erken ve ileri düzeyde olmuştur. Yukarı Gökdere?yi ?sosyo-ekonomik açıdan? Boğazova?nın eşit dış faktörlere sahip bütün köylerinden ?daha ileri? bir duruma getiren de bu ayırt edici özelliğidir. Yukarı Gökdere?nin sosyo-ekonomik kalkınma süreci incelendiği zaman, köyün toplumsal yapısının, halka öncülük yapabilecek, ileri görüşlü insanları yetiştirmeye elverişli bir kıvamda geliştiği görülmektedir. Hiç şüphesiz bu durum, Yukarı Gökdere?nin toplumsal kültürünün oluşumuyla yakından ilgilidir. Köyün kuruluş sürecine bakıldığında, Yukarı Gökdere halkının büyük çoğunluğunun bugünkü Aşağı Gökdere?den göç eden insanlardan oluştuğu, anacak bu halkın, Isparta?nın değişik yerlerinden (Kasımlar, Sütçüler, kışla, Çukur, Darıveren v.s.), Antalya?dan, Güney Doğu Anadolu?dan ve hatta Bulgaristan?dan göç eden farklı kültürlere sahip insanlara kucak açıp bu insanlarla barış ve hoşgörü içinde yaşadığı görülmektedir.Bu kozmopolit ortam sayesinde Yukarı Gökdere?nin toplumsal kültürü, çoğulcu, yenilikçi ve hoşgörülü bir kültür olarak gelişmiştir. Ayrıca, ilk kurucularının ilme değer veren kişilerden oluşması ve bunun Yukarı Gökdere?de oluşmaya başlayan kültürel yapıyla bütünleşmesi, Yukarı Gökdere?de eğitime önem verilmesine yol açmış, şartlar elverdiğince eğitim yaygınlaşmış ve ekonomik kalkınmayla birlikte köyde eğitim patlaması yaşanmıştır. Eğitimin gelişmesi de yine toplumsal kültürü olumlu etkilemiş ve halen daha da etkilemektedir. Yukarı Gökdere özelinde, sosyal kalkınma-ekonomik kalkınma ilişkisini biraz daha açarsak, eskiden beri, ekonomik kalkınma ve sosyal kalkınma karşılıklı etkileşim halindedir. Bu etkileşimde, ekonomik kalkınmaya sosyal kalkınmanın etkisi her zaman pozitif olmuştur. Sosyal kalkınmaya ekonomik kalkınmanın etkisi ise, çok büyük bir oranda pozitif olmakla birlikte, detaylı tahliller yapıldığında, olumsuz etkilerinin bulunduğu da görülebilmektedir. Bu olumsuz etkiler, özellikle sosyal kalkınmanın folklor ve eğitim gibi alt öğelerinde daha belirgindir. Köyün ekonomik kalkınmasına paralel olarak gelişen modernleşme ile, köyde daha önceden var olan herfene ve köy odası toplantıları gibi folklorik adetler kaybolmuş, dini bayramlarda cami avlusunda yemek yenilmesi gibi son yıllara kadar yaşatılan adetler ise unutulmaya yüz tutmuştur. Ekonomik kalkınma-sosyal kalkınma ilişkisi değerlendirilirken, üzerinde durulabilecek bir diğer konu da Yukarı Gökdere?de eğitim düzeyinin yüksek oluşudur. Bu durumun ardındaki etkenlerden birisi hiç şüphesiz ekonomik kalkınmışlıktır. Ancak, Yukarı Gökdere ile benzer ekonomik şartlara sahip Boğazova?nın diğer köylerinde eğitim düzeyi Yukarı Gökdere kadar gelişmiş değildir. Bu durum, eğitim düzeyinin yüksek olmasında, başka birtakım faktörlerin de etkili olduğunu göstermektedir. Bu faktörler, yukarıda etraflıca değindiğim, Yukarı Gökdere?nin toplumsal kültürüyle ilgilidir. Öte yandan, Boğazova genelinde ekonomik durumunun gelişmesi, yörede bir noktaya kadar eğitimi teşvik etmiş ve eğitim düzeyinin yükselmesinde en önemli itici güç olmuştur. Ancak, zenginleşme arttıkça, okuyan öğrencilerin köye bağımlılığı artmış, bu da öğrencilerin eğitim hayatını olumsuz etkilemiştir. Bununla birlikte, köydeki ailelerinin zenginliği ve malvarlığına duyulan güven, öğrencilerin eğitimleri ile ilgili hayallerini daha sınırlı tutmalarına neden olmuş, pek çoğunda ?bir yandan memuriyetimi yapayım bir yandan da köydeki bağ bahçemize bakayım? düşüncesinin gelişmesini tetiklemiştir. Bunun da doğal sonucu, eğitim sonucunda elde edilen makam ve mesleklerin, imkan ve kapasiteye kıyasla daha mütevazi olmasıdır. Yukarı Gökdere?ye has toplumsal özellikler sayesindedir ki, ekonomik kalkınmanın bu olumsuz etkisi, Yukarı Gökdere?de Boğazova?nın pek çok köyüne nispeten daha sınırlıdır. SONUÇ Yazının sonuna geldiğim şu noktada, Yukarı Gökdere?nin hangi durumlardan bugünlere geldiğini ve bu uzun kalkınma yolculuğunda hangi safhalardan geçtiğini az çok görebildiğimizi düşünüyorum. Dünden bugüne Yukarı Gökdereliler?in en büyük güçleri, toplumsal dayanışma, hoşgörü ve yenilikçilik gibi hasletleri olagelmiştir. Yukarı Gökdere?nin dünü göz önüne alındığında, bugünlere ulaşması devrimsel nitelikte bir atılımdır. Bu büyük başarıyı yakalayan bizlerin, bundan sonra bir büyük gücümüz daha vardır ki, o da bugünlere ulaşmanın kıvancı ve bunun verdiği özgüvendir. Bu başarıların ışığında yarınlara bakınca, ulaşılması imkansız gibi görülen hedeflerin hiç de imkansız olmadığı görülecektir.Yukarı Gökdere?yi yarınlara taşıyacak adımların yol haritasının bir başka arkadaşım tarafından kaleme alınacağını ümit ederek yazımı burada noktalıyorum. Bekir Kocabaş / 2003 |
| Son Güncelleme: Salı, 23 Eylül 2008 18:08 |